Ebru Sungar

Cennetin Anahtarı

17 Ocak 2018 23:59
A
a
“Tarihi Cumhuriyetle sınırlı tutmayalım”, “90 yıllık reklam arası” diyen zihniyetin Cumhuriyet öncesi gerici eğitim kurumları rüyası bitmiyor. Medrese ve sıbyan mekteplerine olan özlem Bakanlık protokolleri ile gideriliyor, gerçeğe dönüşüyor.
   1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ülkemizdeki eğitimin amacını bakın nasıl ortaya koyuyor:
   “Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasa’nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek”
   Okullarımız görev ve sorumluluklarının çerçevesi bu şekilde çizilmişken, çocuklarımız din eksenli bir dünya görüşüyle yetiştirilmeye çalışılıyor.
   “Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz” sloganıyla yurttaş olma bilinci ötelenen çocuklarımız Bakanlığın Server Gençlik ve Spor Kulübü ile yaptığı protokollerle cenneti arayan nesle dönüştürülüyor. Hayatı tek pencereden anlamlandırma ve birçok hurafeye dayanan bu yaklaşım adeta Orta Çağ kilise babalarının cennetin anahtarını dağıtmasını hatırlatıyor. Çocuklarımıza yoksulluk karşısında susmak, ormandaki meyveden, denizdeki balıktan, ovadaki sudan payını almaması, fakirliğine şükretmesi öğütleniyor adeta.
   Her yaş grubuna açık olarak düzenlenen yarışmada Ipad’ler, MacBook’lar, reşat altınlar havada uçuşuyor.
   Altıncısı düzenlenecek olan uluslararası değer taşıyan ufka yolculukta yol arkadaşlığının amacı “toplumun her kesimini son peygamber mesajıyla buluşturarak Allah rızasını kazanmak” olarak belirtilse de yarışma kategorilerine göre belirlenen üç kitabın içeriği de zihniyetin kirliliğini ortaya koyuyor.
   “Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz-Dini Hikayeler” isimli kitabın 58 ve 59. sayfalarındaki hikayede şu ifadeler var:
“…Amcamın güzel bir kızı vardı. Onu herkesten çok seviyordum. Ona yaklaşmak istedim. Ama bana yüz vermedi. Bir süre sonra kıtlık oldu. Amcamın kızı bana geldi. Açlık ve yoksulluk içinde olduklarını söyledi ve benden yardım istedi. Ona kendisini bana teslim etmesi karşılığında yüz yirmi altın verdim. Kabul etmek zorunda kaldı…”
   İnsani, vicdani değerleri ayaklar altına alan bu gibi sapkın düşünceler evrensel değerler benimsenerek yok edilebilecekken 1400 yıllık Arap kültürünün din diye toplumumuza dayatılması, hele ki küçücük çocuklarımıza ‘yarışma’ adı altında dayatılması asla kabul edilemez.
   Fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmek gibi kutsal bir amacı olan Milli Eğitim Bakanlığı bu gibi gerici uygulamalara çanak tutamaz. Bakanlık mevcut protokollerini derhal yok etmelidir. Aksi halde geçen her gün adeta, aydınlık yarınlarımıza saplanan hançerdir ve Cumhuriyet sevdalıları o hançeri tutanları etkisiz hale getirecektir.
   Gericilikle boğuştuğumuz şu yıllarda, verdiğimiz mücadeleyi destekleyen, gönül veren Cumhuriyet sevdalısı tüm öğretmen ve velilerimize artan bir mücadele ruhu diliyor, yoğun geçirilen bir yarı yılın sonunda, daha güzel günlerin geleceği umuduyla tüm öğretmen ve öğrencilerimize sağlıklı, huzurlu bir yarı yıl tatili diliyorum.
   Umutla…
1000
icon
ümmetçi 19 Ocak 2018 09:35

Senin Arap milleyetçiliği dediğin şey peygamber efendimizin sünnetleri ve söylediği sözler olan hadisi şeriflerdir. yukarıda ki de hikaye değil gene buharide geçen bir hadisi şerifdir

0 1 Cevap Yaz
alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi