Celalettin Bilgin

CEYHUN ATUF KANSU

7 Aralık 2017 23:59
A
a
 7 Aralık 1919 günü Bostancı’da dünyaya geldi. Çok küçük yaşta annesini kaybetti. 1921’de babası ile birlikte Ankara’ya gitti. 1938’de Ankara Gazi Lisesini bitirdi. Şiirleri; Ülkü, Yücel ve Millet dergilerinde yer buldu.
 Şiirlerinde halkın yaşama savaşımlarını, sevinçlerini, özlemlerini ve acılarını; coşkulu bir söyleşimle dile getirdi. Şiirlerinin kaynağında doğa tutkusu, insanlık sevgisi ve ulusal bağımsızlık hep hissedildi.
 1938-1944 yıllarında İstanbul Üniversitesinde tıp eğitimi aldı. İlk şiir kitapları ‘Bağ Bozumu Sofrası’ ve ‘Bir Çocuk Bahçesi’ bu yıllarda yayınlandı. Ankara Numune Hastahanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanlığı görevini yürütürken Altındağ’da açtığı poliklinikte gecekondu mahallesi çocuklarına sağlık hizmetleri götürmeye çalıştı. Daha sonra kendi isteği ile gittiği Turhal’da 11 yıl görev yaptı. Bu yıllarda ‘Yanık Hava, Haziran Defteri ve Yurdumdan Şiir’ kitaplarını yayınladı.
 1959 yılında, Ankara Şeker Fabrikası çocuk doktoruyken Ankara Radyosunda Kurtuluş Savaşı, Türk Dili ve Gazi Mustafa Kemal konuları üzerine yaptığı konuşmaları ile tanındı.
 Bağımsızlık Gülü kitabıyla 1965-1966 Yeditepe Şiir Armağanını, Sakarya Meydan Savaşı kitabıyla 1970-1971 Behçet Kemal Çağlar Ödülünü aldı. 1986 yılından başlayarak adına bir şiir yarışması konan Ceyhun Atuf Kansu’nun Varlık Dergisinde masal, hikaye ve öyküleri de yayınlandı.
 17 Mart 1978 günü Ankara Etimesgut Şeker Fabrikası Çocuk Doktorluğu görevinde iken, kalp yetmezliği sonucu yaşamını yitirdi.

KIZAMIK AĞIDI 
Ben gamlı donuk kış güneşi
Çıplak dallarda sessiz dinleniyordum.
Köyleri, yolları, dağı, taşı
Isıtıyor, avutuyordum.
Bir köy gördüm ta uzaktan,
Dağlar ardında kalmış bilmezsiniz,
Kar örtmüş, göremezsiniz karanlıktan
Yalnızlıkta üşür üşür çaresiz.
Ben gördüm bu köyü, damların altında
Çocukları kızamık döküyor,
Gözleri, göğüsleri, yüzleri, ah bırakılmış tarla,
Gelincikler arasından öyle masum bakıyor.
Habersiz hepsi kızamıktan ve ölümden,
Kirli yüzlerinde açan ölümden habersiz,
Ve düşmüş bir gül oluyorlar birden,
Bebekler ölüveriyorlar, ölümden habersiz.
Alilerin kızı Emineyi gördüm öldü.
Yusufların Kadir öldü, emmisinin Dudu öldü,
İkindiye doğru evlerine vardım.
Gördüm Döne öldü, Ali öldü, Dudu öldü.
Bir saydım yirmi üç çocuk,
Ah, güllü güllü Gülizar öldü,
Gördü kış güneşi, gamlı ve donuk,
Daldı oğlanlar, çiçekti kızlar, öldü..
Gamlı türkümle tepeden aşağı bıraktım,
Bıraktım kendimi, düşesiye, ölesiye,
Bu acıdan sonra nasıl doğacaktım,
Nasıl dönecektim aynı köye?
İniyor ve karaltında örtüyordum,
Bu çocukları, bu habersiz çocukları,
Görmediniz, anlatamam, ürperiyorum,
Bir şey demek için açılmıştı dudakları.
Ah, ben bir gün tepelerden, tepelerden,
Varıp önünüze, önünüze dikilip duracağım,
Aydınlardan, hekimlerden, öğretmenlerden
Bir gün soracağım, bu çocukları soracağım.
Her mevsim dolanıp geldiğimde bu köye,
Gücük ayda, kar örtülü bu ovada,
Utancımdan, hıncımdan yaş dökerdi böyle,
Gamlı ve perişan, asılı duracağım havada.
İkindiye doğru bırakıp kendimi
Bu küçük mezarların üstüne
Bilmeyeceksiniz, perişan, çaresiz halimi,
Gül diyeceğim, gül dereceğim gül üstüne,
Yol kıyısında yirmi üç çocuğun mezarı,
Ah diyeceğim, ah dökeceğim yol üstüne..


Sağlıcakla kalın!
Siir Sanat Edebiyat.Com
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi
CHP Eskişehir Milletvekili Adayları
CHP Eskişehir Milletvekili Adayları