Ezgi Uzgel

DİŞİ KAHRAMANIN YOLCULUĞU

6 Mart 2018 23:59
A
a
Kahramanlar hep erkek midir? Joseph Cambell’ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabını birçok kişi bilir. Erkek bir yolcu vardır, çeşitli mücadeleler atlatır ve en sonunda bir kahramana dönüşür. Cambell’in öğrencisi Maureen Murdock bu yolculuğu kadın içinde düşünmüş ve Dişi Kahramanın Yolculuğu’nu anlatmış. Ne yazık ki kitap Türkçe’de yok. Ancak sevgili Yeşim Cimcöz bunun eğitimi veriyor.
Geçtiğimiz hafta sonu ben de bu dişi kahramanın yolculuğuna katıldım. Psikoterapist de olan Murdock insanın duygularına güzel bir giriş sağlıyor ve insanın eril ve dişil yönleriyle daha fazla tanışmasını sağlıyor. Bunlar içimizdeki yin ve yang dengesini anlatıyor aslında. Bu dünya dual, yani her zaman her şey karşılığıyla var. O yüzden insanın içindeki eril ve dişili anlaması yaşadığı hayatı daha sağlıklı yaşamasına imkan veriyor.
Şu anda erkek baskın bir dünya olduğu için kadın içindeki kadına dair yönleri bastırma ve erkek dünyasının takdir edilme ve başarı değerlerine öncelik vermeye başlıyor. Bu dengesizlik kadını yıprattığı gibi onun doyum, sezgi, duygusal ifade, yaratıcılık ve ruhsallık gibi diğer dişil özelliklerini de zamanla reddetmesine neden oluyor.
Dış dünyada terfi etmeye, prestij ve para sahibi olmaya çalışan bu kadın içindeki romantik duygularla da bir savaş halinde yaşamaya başlıyor. Ancak ödüllere ulaşmış da olsa kadın bir ruhsal kuraklık duygusu yaşamaya ve kendine sormaya başlıyor “Ben neyi kaybettim bu yolda?” Bu onu bir bir kurban haline sokuyor aslında ve kadın hayır diyemez hale geliyor. Sonunda dibe vuran kadın, ruhunun karanlık gecesine iniyor. Burada kadının görevi dişilden ilk koptuğunda başarı uğruna reddettiği daha kadınsı yanlarını geri almak. Dişi kahraman kendi ruhsallığını daha iyi tanımak ve dişil yanı ile bağlantı kurmak için çabalıyor. Kadınlarla daha fazla bağlantı kuruyor ve dişil yanını şifalandırıyor. Kendi sezgi ve yaratıcılığına kendini açıyor. Kendi dişil yanını tekrar kazanan kadın kendi içindeki eril yönün de olumlu yönlerini yaşamaya başlıyor.
Hepimiz kendi hayatımızda yol alırken burada özetlenen durumlardan ve çok daha fazlasından geçiyoruz. Yıllar ve yaş almanın da güzelliği bu sanırım. Herkesin bunlardan geçtiğini görmek. 
Bu yolculuk anlatılırken herkes kendi yolculuğunun detaylarını sorguluyor tabii. Ben şu anda içimdeki dişilin uzun bir süre sınırsızca vermesini ve içimdeki erilin bir türlü sınır çizmemesi nedeniyle nasıl tükendiğimi görüyorum. Bunu birçok kadının benim yaşlarımda fark ettiğini de görüyorum. Bu tecrübe benim tecrübem ama bana özel değil. Kadının sınırsızca vermesi aileye, işe, çocuklara, eşe, arkadaşlara vb. ve sonra uyanması sanırım hep var. Bu sınırsızca alanlara bir hikayemde “Alanlar Köyü” dedim. Sadece almayı bilenlerin yaşadığı bir köy. Hepimizin böyle bir köyü var. Sanırım öğrenmemiz gereken bu alanlar köyünün içinden geçsek bile alma verme dengesini bozmamayı öğrenmek. Zamanında alanlar köyünde sınırsızca verdikten sonra köyün sakinlerinden en ufak bir şeyi geri istediğinde kıyametin nasıl koptuğunu gördüm. O yüzden bundan sonra kendime, kadınlara aslında herkese tavsiyem ne verdiğinizi iyi bilin, karşı tarafın ne hak ettiğini iyi tartın. Vermeyi bıraktığınız an verdiğinizin gerçek yüzünün bir melek değil kan emici bir vampir olduğunu görmek sarsıcı. Ama bunda bizim payımızı küçümsemeyelim, sınırsızca veren karşılığını almayan biziz. Belki melekleri bile vampire dönüştürecek kadar sadece verdik. Sınır çizmeyi öğrenerek ve daha sağlıklı bir dünyada yaşamak dileğiyle…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi
CHP Eskişehir Milletvekili Adayları
CHP Eskişehir Milletvekili Adayları