Celalettin Bilgin

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

24 Ağustos 2017 18:44
A
a
 26 Ağustos 1914 günü İstanbul’da doğdu. 1933 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi. 1935 yılında Piyade Subayı göreviyle Doğu ve Orta Anadolu’nun,Trakya'nın pek çok yerini dolaşlaştı. 1950 yılında Ön Yüzbaşı iken kendi isteğiyle askerlikten ayrıldı.
 Şiirlerini; Çağrı, İnkilapçı Gençlik, Türk Dili, Türk Yurdu, Varlık, Yücel, Yenilik, Yeditepe, ve Vatan gibi dergilerde yayımladı. 1952-1960 arası Çalışma Bakanlığı iş müfettişi olarak çalıştı. Daha sonra yayıncılığa başladı ve İstanbul’da Kitap Kitabevini açtı. Ocak 1960-Temmuz 1964 yıllarında ‘Türkçe’ adlı aylık bir edebiyat dergisi çıkardı.
 1967 yılında ABD’deki Milletlerarası Şiir Forumunca En İyi Türk Şairi seçildi. Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyesiydi. Türkçe’ye bakışını Türkçe Katında Yaşamak şiirinde; ‘Türkçem, benim ses bayrağım’ diyerek açıkladı. 
 1946 CHP Şiir Yarışmasında üçüncülük, 1956 Yeditepe Şiir Armağanı, 1958 TDK Şiir Ödülü, 1966 Türkiye Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Armağanı, 1967 İnternational Poetry Forum’un ‘Yaşayan En İyi Türk Şairi’ Ödülü, 1972 Arkın Çocuk Edebiyatı Üstün Onur Armağanı, 1974 Struga 13 ncü Şiir Festivali Altın Çelenk Armağanı (Yugoslavya), 1976 Milliyet Sanat dergisi Yılın Sanatçısı, 1977 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Armağanı ve 2005 Vehbi Koç ödüllerini aldı.
 “Bir ülkede büyük dediğimiz kişiler gerçek görünüşlerinden küçük iseler, o ulusun büyük geleceğinden söz edilkemez!” diyen Fazıl Hüsnü Dağlarca, 15 Ekim 2008 günü, zatürre tedavisi görmekte olduğu hastanede, 94 yaşında yaşamını yitirdi. 20 Ekim 2008 günü Karacaahmet mezarlığına defnedildi. Kadıköy'deki evini, müze haline getirilmesi vasiyetiyle Kadıköy Belediyesine bağışladı.

GÖKYÜZÜ MAVİ İKEN
Ağaç taşı anlamaz,
Gökyüzü mavi iken..
Ağaç susuzluğu anlamaz,
Gökyüzü mavi iken..
Ben seni
Çok sevdiğimi anlarım,
Gökyüzü mavi iken..

KIZILIRMAK KIYILARI
Kardaş, senin dediklerin yok,
Halay çekilen toprak bu toprak değil.
Çık hele Anadolu’ya
Kamyonlarla gel, kağnılarla gel gayri,
O kadar uzak değil.
Çamı bitmiş, kavağı azalmış,
Gamla örtülü bayırlar, çıplak değil.
Yedi ay kıştan sonra,
Yeşeren senin yaşamındır,
Yaprak değil.
Yersin, içersin sofrasından, üçyüz senedir,
Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil.
Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan,
Mevsimler soğumuş, sular azalmış,
Buğday, Selçuklulardan kalan başak değil.
Parça parça yarılmış öküz ardında,
Parmağı üç pare, tırnağı ak değil.
Utanır elin ayağın,
Korkarsın yakından görsen,
Eli el değil, ayağı ayak değil.
Gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar,
Ağır bi aydınlık, bildiğin şafak değil.
Öyle dalmış ki, yüzyıllar süren uykusuna,
Uyandıramazsan,
Uyanacak değil.
Dertle, sefaletle yüklü,
Siyah leşlerle kararmış, berrak değil.
Çağlayan ne,
Akan kim,
Kızılırmak değil.
Kardaş, görmüyorum ama hala duyabiliyorum.
Geçmiş zamanlar, geleceklerden parlak değil.
Vakte şahadet edercesine yükselmiş,
Akşam parıltısından, büyük zaferler üzerine,
Dağlar dalgalanmakta, bayrak değil..


Sağlıcakla kalın.!
Siir Sanat Edebiyat.Com
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
sondakika SON DAKİKA
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat