Celalettin Bilgin

İSTİKLAL MARŞI ve MEHMET AKİF ERSOY

12 Mart 2018 23:59
A
a
 İstiklal Marşı yarışmasına Hamdullah Suphi Bey'in telkinleriyle katılmayı kabul eden Mehmet Akif, yazdığı marşı, 17 Şubat 1921 günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde yayımlayarak, Ordu'ya ithaf etti.
 Bundan tam 98 yıl önce. Yıl 12 Mart 1921. Saat 17.45. Yer Türkiye Büyük Millet Meclisi. Kürsüde Hamdullah Suphi Bey. Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılıp Türk Ordusuna ithaf olunan İstiklal Marşımızı okuyor. TBMM’de okunup, dakikalarca ayakta dinlenip alkışlanan İstiklal Marşımız oy birliği ile milli marş olarak kabul ediliyor.
 Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, İkinci Meşrutiyetin ilanı ile İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. 1908'de Darül-Fünun’da Osmanlı Edebiyatı dersleri vermeye başladı. Sırat-ı Müstakim Dergisinin baş yazarlığını yaptı.
 2 Şubat 1913 günü Beyazıt Camii, 7 Şubat 1913 günü Fatih Camii kürsülerinden milleti vatanı savunmaya çağıran bir hutbe verdi. 1913'de Akif, İslam Birliği kurma gayesi ile Berlin'e gitti. Teşkilat-ı Mahsusas onu Arabistana gönderdi. Akif ‘Çanakkale Destanı’nı burada kaleme aldı.
 Türk Kurtuluş Savaşı mücadelelerine katılan Akif, 06 Şubat 1920 günü Balıkesir Zağnos Paşa Camiinde heyecanlı bir hutbe verdi. İstanbul'da rahat hareket etme imkanı kalmayan Akif, oğlu Emin'i yanına alarak Anadolu'ya geçti. 24 Nisan 1920 günü Ankara'ya gitti ve bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı. 1920-1923 yıllarında TBMM'de Burdur Milletvekili olarak görev yaptı. 23 Kasım 1920 günü halkı düşman işgaline direnmeye davet eden Kastamonu Nasrullah Camiinden yaptığı ateşli vaazı Diyarbakır'da bastırılıp, çoğaltılarak tüm yurda dağıtıldı.
 İstiklal Marşımızın kabulünden sonra İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Akif, 1923 yılında İstanbul'a döndü. Abbas Halim Paşanın daveti ile Mısır'a gitti. Kahire yakınlarındaki Hilvan'a yerleşti.  Burada 6-7 yıl üzerinde çalıştığı Kur'an-ı Kerim tefsirini tamamlamadı. Bu görev daha sonra Elmalılı Hamdi Yazır'a verildi.
 Yıl 1962. Cağaloğlunda bir köşe yazarının odasına üstü başı bakımsız, kirli sakallı biri girer. Adını söyledikten sonra yazardan kendisine yardım etmesini ister. Köşe yazarı karşısındaki kişinin içler acısı durumundan büyük üzüntü duyar ve cüzdanını çıkararak içinden istediği kadar para alması için adama uzatır. O da uygun bir miktar para alarak iki büklüm ayrılır köşe yazarının odasından. Yazar Çetin Altan'dan başkası değildir. Şahidi olduğu bu sahne yazar için ve milletimiz adına yürekler acısıdır.
 Bir kaç ay sonra tek sütunluk bir gazete haberi köşe yazarının dikkatinden kaçmaz. Haber, İstanbul sokaklarında bir çöp bidonunun yanında bulunan sahipsiz bir cesetten söz ediyordur. Fotoğrafa iyice bakan köşe yazarı, bunun kendisine bir kaç ay önce para istemeye gelen adamdan başkası olmadığını üzülerek görür. Bu Emin Ersoy'dur. İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif'in, İstanbul'dan Anadolu'ya beraber geçtikleri oğlu Emin Ersoy'un ta kendisidir.
 Yıl 1991. Beyoğlu’nun arka sokaklarının birinde bir aile kirasını ödeyemediği için evlerinden eşyalarıyla ve icra kanalıyla cebren tahliye edilmektedir. Duruma Beyoğlu Belediyesi el koyar. İşte bu aile Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un torunu Tahir Ersoy'un ailesinden başka bir aile değildir.
 İşte size kendisine İstiklal Marşı için verilmek istenen 500 Cumhuriyet altını ödünü reddederek Darül Mesa-i Vakfı'na bağışlayan ve ticarete alet olmasın diye eserlerini topladığı tek kitabı olan Safahat'a İstiklal Marşı'nı koymayan Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un çocuklarının düştüğü yaşam şartlarından iki örnek.
 Yıl 1936. Soğuk bir kış günü. Aralığın 27'si. Uzun bir süredir sirozdan rahatsız olan Mehmet Akif İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Naaşı bir top arabasında dört görevli ile Beyazıt'tan geçmektedir. O günlerde İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden Profesör Sulhi Dönmezer'in tanıklığı ile Mehmet Akif'e yapılan ayıbın üçüncü bir örneği sergilenmektedir. Allah'a şükürler olsun ki, İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin birden organize olmaları ile Mehmet Akif'in naaşı top arabasından alınıp, üzerine bir Türk Bayrağı örtülerek İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin omuzları üzerinde defnedileceği Edirnekapı Şehitliğine kadar tekbirlerle taşınmıştır.
 Ne kadar yürekler acısıdır ki, binlerce Afganlıya, Bulgaristan ve Yugoslavya üzerinden ülkemize sığınan soydaşlarımıza, Saddam'dan kaçarak ülkemize sığınan yüzbinlerce peşmergeye ve son olarak beş milyon Suriyeliye kucak açan ülkemiz, İstiklal Marşı şairimizin kendisi ve emanetleri olan ailesi için üzerine düşen görevleri yerine getirememiştir. Ne yazık ki tarihimiz bu gibi hazin olaylarla doludur maalesef!

Sağlıcakla kalın!
Siir Sanat Edebiyat.com
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi