Celalettin Bilgin

Nasıl Unutabiliriz!

16 Mart 2018 23:59
A
a
Bugün siz değerli okuyucularımla Çanakkale Boğaz Savaşı’nın 100’ncü yıl dönümü için 5 Aralık 2014 tarihinde kaleme aldığım ‘Nasıl Unutabiliriz’ adlı destanımı paylaşmak istiyorum.

Nasıl Unutabiliriz!
Nasıl unutabiliriz Çanakkale'yi
Bir acı busedir gönüllerde..
O sabah çiy damlaları yerine
Kan damlaları vardı güllerde..
Dört yüz altmış iki yıl önceki
Hesabı görmeye gelmişlerdi.
Ufuk boyuna dizilmiş gemilerini
Köpürmeye gebe Ege'ye sermişlerdi..
Amaçları Seddülbahir'i aşmaktı.
Rahatça Kilitbahir'e ulaşmaktı..
Çanakkale Boğazını yaracaklardı.
Sonunda İstanbul’a varacaklardı..
Nasıl unutabiliriz 24 Kasım 1914’ü..
Önce bir Fransız denizaltısının
Torpillediği Mesudiye zırhlımızı
Ve yirmi dört bahriyeli şehidimizi..
Nasıl unutabiliriz
26’ncı Alaydan Tabur Komutanı
Yüzbaşı Abdülkadir Bey'i
Ve o koca alaydan sağ kalan
Yirmi beş erden Yetim Mehmed'i..
Binbaşı Mahmud Sabri'nin
Bir abide gibi eksik olmuyor
Ziyaretçisi Kanlı Sırttaki kabrinin..
Yüzünde çizgiler geçkin yaşıyla,
İki elinin arasındaki ağarmış başıyla
Oğuz Amca, derin düşüncelerde..
Sarıkamış seferindeki iki oğluna üzülen,
Bitmek bilmeyen karanlık gecelerde..
Yanağındaki derin çizgilerden süzülen,
İki damla yaş olur, akar düşünceleri..
Biga Gündoğdu bucağından,
Şarapnel yediği sağ bacağından
Yaralı Marangoz Ali'yi,
Kırılan mavzerlere yaptığı dipçikleri,
Bu topraklar için ölen Mehmetçikleri;
Omuzundan vurulan Yahya Çavuşu
Her ateşle gökyüzüne uçan kuşu
Ve kuşlarla uçamayan Kastamonulu Yusuf'u,
Şehit düşen Şükrü Delibalta'yı,
Çanakkale'de düşmanın yakalandığı oltayı
Nasıl unutabiliriz.!
O uykusuz gecelerden kalma
Kan çanağına dönen gözleri,
Çıkarken Soğandere’den Sıçan geçidinde
Dudaklardan dökülen o nağmeli sözleri:
                   "Çanakkale içinde bir dolu sandık
                    Alayların içinde dört asker kaldık
                    Çanakkale içinde bir top kestane
                    Kalan gazilere çalı dibi hastane."
Nasıl unutabiliriz 27’nci Alayı;
Komutanı Şefik Ali Bey'i
Ve Tabur Komutanı Kör Halil'in neferleri;
Gürçeşmeli Mehmed'i, Tıbbiyeli Nazmi'yi,
Giresunlu Haşim'i, Gündoğdulu Ali'yi,
Biga Gürçeşmeli Mehmet Öztürk'ü
Düşman bağrını deşen her Türk'ü,
Halil Koç, Çanakkale Haliloğlu köyünden
Vazgeçmiş gelmiş gerdeğinden, düğünden.
Gönüllere ve yüreklere seslenen
Tabur İmamı Molla Kazım'ı,
Görmeliydiniz Pötürgeli Bilal'i elbiseleriyle
Toprağa verirken bıçak açmadı ağzını..
Nasıl unutabiliriz
17 - 18 Mart 1915 gecesini
Müstahkem Mevki Komutanı
Emir verdi Albay Cevat Çobanlı
Mayınlar döşensin boğaza kovanlı..
Binbaşı Hafız Nazmi Bey ile
Tophaneli Hakkı çekti gergin yayını,
Nusrat Mayın Gemisiyle Boğaza
Döşedi yirmi altı mayını..
Nasıl unutabiliriz ve o geceye
Gündüzden yerini almış dolunayını..
Nasıl unutabiliriz
Dardanos Bataryasını,
Yüzbaşı Ahmet Bey'i,
5’nci bölükten Tahir oğlu Ahmet'i,
Kangren olmadan bacağı kesilen
Dereobalı Ali Çavuşu,
Hasta eşini yatağında koyup gelen
Hasan Hulusi Onbaşı'yı,
Mehmed Mevsuf'u,
Göğsünden vurulup şehit düşen Yusuf'u..
Göğüs kafesine sığmayan yüreğiyle
Amiral De Robeck heyecanlı oldukça,
Kendini Napolyon'la bir gören edasıyla
Hafif dalgalı denizde donanması yol aldıkça,
Zaferin sadece kendisinin olacağını sandıkça.!
Tam dört yüz altmış iki yıl önceki
Hesabı görmeye yol alıyordu.
Rüzgar bu güçlü donanmaların
Güvertelerini sanki son defa yalıyordu..
Düşman donanmaları topa tuttu
Yüzbaşı Hilmi Bey'in Mecidiye Tabyalarını..
Taarruz devam ediyor tüm acı şiddetiyle,
Mehmetçik savunmada iman dolu hiddetiyle..
Her yer toz ve duman, can pazarı yaşanıyor,
Sığınak ve cephanelikler isabet almış,
Tozlara bulanmış kanlı bir kol orta yerde,
Bacağı kopan askerin feryadı kulaklarda,
Yaralılar sargı mahalline sırtlarda,
Başı kopmuş, tozlu, ezilmiş erler,
Ses gelmeyen cansız cesetler..
Dalı, yaprağı kopmuş çiçekler,
Yarısı yok olmuş, solmuş çiçekler..
Nasıl unutabiliriz
Balıkesir Havranlı Seyit Onbaşı'yı.
İki yüz on beş okkalık top mermisini
Tarifsiz bir kuvvetle sırtlayıp
Topun namlusuna sürüşünü.
Yürekten bir euzu besmele ile
İngiliz Ocean Savaş Gemisini dürüşünü..
Panikle manevra yapan gemiler
Mayınlara çarpıp tek tek patladılar..
Düşman askerleri güvertelerden
Boğazın derin sularına atladılar..
Teğmen Fahri Bey Fransız zırhlısı Bouvet'i
639 mürettebatıyla boğazın sularına gömdü.
Tam kaybetmek üzereyken Boğaz harbini
Seyit Ali Onbaşıyla savaşın seyri döndü..
Nasıl unutabiliriz
Kumkale'yi, Beşike'yi, Sarıtepe'yi,
Dağ bataryasını, Alçıtepe'yi, Kilitbahir'i,
Kabatepe'yi, Bolayır'ı, Seddülbahir'i,
Mustafa Kemal'i ve 19’ncu Tümeni..
Kara harekatına döndü
Boğazı geçemeyeceğini anlayıca
Düşman gemilerinin dümeni..
"Ya İstiklal, Ya Ölüm!" emri ile
Mustafa Kemal'in gür sesi,
Aynı sıcaklığını korur tarih
Sayfalarındaki Türk'ün nefesi..
Nasıl unutabiliriz 57’nci Alayı;
Yüzbaşı Hüseyin Avni Bey'i,
Tıbbıyeli Hasan Şakir'i,
Kınalı Murat'ı, Cideli Mehmed Çavuşu
Ve bu alayda bir ibadet aşkıyla,
Şevkle omuz omuza
Etten kale olmuş 628 Mehmetçiği..
25 Nisan 1915 sabahını,
Kumkale'de buz kesen soğuk havayı,
Bütün hışmıyla esen, o rüzgarı,
O sağanak yağmuru,
Su dolu siperleri
Ve diz boyu balçık çamuru..
İşe koyulduğunda yazdı.
Aralıksız altı ay siper kazdı.
Çan Göle'den Hüseyin oğlu Mehmed,
Siper değil, sanki kendi mezarını kazan
Hüsnü oğlu Nasuh'un çektiği zahmet..
Sabahın erken saatlerinde
Devşirme düşman orduları
Gelibolu kumsallarında..
Yabancı askerlerin postal izleri,
Fransızları, Hinduları, İngilizleri,
Anzakları, Afrika'dan getirilen zencileri..
Nasıl unutabiliriz şimdi Kanlı Sırtta
Sıra serviler gibi yan yana yatan
28 Nisan 1915 günü el ele
Toprağa düşmek için can atan
57’nci Alayı,
Ve bu 628 Mehmetçiğin
Hüseyin Avni Bey'le çektikleri halayı..
Susayan askerlere suyu hiç bitmeyen
Testisinden su veren dervişi..
Kim di o deme.! Kim di.?
Derviş İbrahim'di..
Burası Çimenlik Kalesi 9’ncu Fırka
Sıhhıye Bölüğü sargı mahalli
Ben Yenice Akçakoyun köyünden
Hüseyin oğlu Mehmed,
Sıhhıye neferi Mehmed Oral.!
Başımızda Başkatip Galip Bey..
İlk sargıyı yapıp büyük sargı
Mahalline gönderiyor yaralıları..
Nasıl unutulur yüz yıl geçse de
18 Mart 1915 sabahı
Çanakkale'de kıpkızıl söken bu şafak
Toza bulanan, göz gözü görmeyen afak..
Nasıl unutulur yüz yıl geçse de aradan
Bu vatanı Türk'e bahşeden yaradan..
Gerçekleşmedi düşmanca umulan,
Zafer kana bulanmış bir çiçekti
Sanki, Mustafa Kemal'e sunulan..
Söylediğinde "Yurtta Sulh, Cihanda Sulhu."
Unutmamıştı İpsalalı Hüsnü oğlu Nasuh'u..
Tanıyordu askerlerini tepeden tırnağa
Tınaztepe'den İzmirli Ali Onbaşı'yı,
Çan Göle'den yetim Mehmet'i,
Kömürtepe'den Deli Erzurumluyu,
Biga Gündoğdu'dan Marangoz Ali'yi,
Kabatepe'den Mehmet oğlu Osman'ı,
Dereoba'dan kesik bacağıyla Ali Çavuşu,
Tanıyordu Alçıtepe'den Nureddin Eşfak'ı,
Tanıyordu Conkbayırı'ndan Şükrü Delibalta'yı..
Ne zaman unutmuştu ki
Dünya tanımıyordu bu yüce Türk erlerini
Çanakkale ile hatırladı bir kez daha
Malazgirt, Mohaç ve Bizans seferlerini..
Bu seferler ki, Türk Tarihinde
Bir ejdadın zaferlerle şahlanışıydı.
Çanakkale; imanın, kahramanlığın, cesaretin,
Türk'e vurulamayacak olan esaretin
Tüm Dünya önünde sahne aldığı yeridir.
Çanakkale tek başına
Dünya Tarihinin alın teridir..

Celalettin BİLGİN
5 Aralık 2014 - Cengiz Topel.

Sağlıcakla kalın!
Şiir Sanat Edebiyat.Com
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi
CHP Eskişehir Milletvekili Adayları
CHP Eskişehir Milletvekili Adayları