Özge Yahşi Ergen

TÜRK TARİH TEZİ VE MU KITASI

6 Eylül 2018 22:05
A
a
Efendim birkaç hafta rutin hayatımızdan uzaklaşalım, azıcık soluklanalım deyip deniz kenarında küçük bir ilçeye doğru yola koyulduk. Valiz hazırlarken de yanıma alacağım kitaplara karar vermekte çok zorlandım. (Keşke aynı anda yüzlerce kitap okumanın bir yolu olsa)

Gitmeden önce Türk Tarih Tezi ve Ön-Türkler üzerine okumalar yapıyordum. Tatilde de devam edeyim istedim. Konuyu birazcık internetten de araştırdım. Ben tarayıcımın sayfalarında ilim irfan ararken, karşıma ezoterizm, gizemli olaylar, okült öğretiler çıktı. Konu? Türk Tarih Tezi ve Mu Kıtası. Karşımdaki Kaynaklar? Kitabın yazarı haricinde adını hiç kimsenin bilmediği falanca tapınakta, yazar hariç kimsenin görmediği tabletlerin çevirileri! Sonuç? Şirince’ye akın edip 2012 yılında kıyametin kopmasını bekleyenlerden tutun da dünya medeniyetini aslında uzaylıların inşa ettiğine ciddi ciddi inanan insanlar var.  

Aklını bilimden uzaklaştırıp gırtlağına kadar metafiziğe batmış bu komplo teorilerinin günlük hayatımıza yansımalarına bakalım. Yok hayır, son aylarda gazete manşetlerinde sıkça okuduğumuz tarikat ve cemaatlerden bahsetmeyeceğim. Elbette onlar da aynı başlık altında incelenebilir fakat siz onları siyasi haberlerden zaten takip ediyorsunuz.  

Ben hayatı Dan Brown’un ünlü kitabı Da Vinci’nin Şifresi gibi bir kurgudan ibaret zannedenlerden bahsediyorum. Her söze Tapınakçılar, İllüminatiler, efendim her yerde bizi izleyen bir göz görenlerden falan. “Büyük Fransız Devrimini, dönemin asilleri saraylarda zevk sefa içinde yaşarken bunu içinde sindiremeyen bir avuç aydın önderliğinde açlıktan kırılan Fransız Halkı yapmıştır” gerçeğini eğip büküp Tapınak Şövalyelerine mal ederler. Türk Milli Demokratik Devrimlerinin (Meşrutiyet ve Cumhuriyet’in) önderleri bunlara göre Sabetayist tarikatçılardır. Yugoslavya ve Irak’ın parçalanışı daha dün herkesin gözünün önünde olmuştur. Aklını kullanıp neo liberalizmin en vahşi aşaması, emperyalizm diyemez de dünyayı yöneten gizli güçlerden dem vurur. Neresi gizli? Hepimizin gözünün önünde daha dün oldu. Millî Mücadeleyi güya İngilizlerle iş birliği içindeki Masonlar yapmış da aslında kurtuluş savaşı hiç verilmemişe kadar gidiyor bu (affınıza sığınarak) saçmalıklar.

İnsanın, insanlığın ve toplumun iradesine ipotek koyan her türlü yapıya mesafeli olduğum gibi tarihsel birikimleri ve sıçramaları da insan iradesi dışında gören zihniyete de mesafeliyim. Bugün kafamızı çevirdiğimiz her yer mesih bekleyenler, mehdi olduğunu zannedenler ve bunlara inanan hatırı sayılır bir kitle ile dolmuş.

9 Mayıs 2018 tarihinde Zafer Kimin? başlıklı bir makale yazmıştım. Çanakkale Zaferi’ni kazanan güya İngiliz kaynaklarına atfen “yeşil başlıklı iki metre boyunda ruhani varlıklar mı? Yoksa bir parça kuru ekmekle yanında (bulabilirse!) şekersiz üzüm hoşafıyla aç biilaç, yırtık çarık, beş parasız ama yüreğinde vatan aşkının olanca ateşiyle kendisini vatan müdafaasına feda etmiş, etiyle, kemiğiyle, kanıyla, sarsılmaz imanıyla ölüme güle oynaya giden Türk Milleti mi?” diye sormuştum. Burada bir maneviyat yok mu? Elbette var. Fakat gökten inip İngiliz askerlerini kaçırdığı iddia edilen bulutta değil. Maneviyat arıyorsanız Mehmetçiğin iman dolu göğsüne, başındaki komutanın zafere olan inancına ve askeri dehasına, topyekün Türk Milleti’nin vatan aşkına bakın. Burada bir mucize yok mu? Elbette var. Yiyecek ekmeği, topu, tüfeği, ayağına giyecek çarığı olmayan bir milletin bütün imkansızlıklara rağmen yedi düvelin en modern ordularının karşısına dikilmesi ve mücadelesini zaferle taçlandırmasıdır asıl mucize. Zafer tacını Türk Milleti’nin başına takan o şanlı ordunun büyük komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve ordusunun her bir neferine bin selam olsun!

Ben, arkasında iyi ya da kötü niyet aramaksızın bu kadar gizemciliği biraz tehlikeli buluyorum. Çünkü öyle bir yere gelip dayanıyor ki aslında dünya üzerinde var olan 8 milyar nüfusun hiçbir iradesi ve değiştirme gücü yok mesajını veriyor üstü kapalı olarak. Oysa öyle değil. Nicel birikimler nitel sıçramalara mutlaka dönüşür. Tarihin bir yerinde insanoğlu ateşi icat eder, yüzlerce yıl sonra geliştirdiği diğer teknolojik araçlarla buharlı makinelerin icadına ve oradan da Sanayii Devrimi’ne ilerler. Tarihin bir yerinde insanoğlu tekerleği bulup, yüzlerce yıl sonra aklıyla, iradesiyle ve elbette bilimle o tekerleğin üzerine tren, otomobil, uçak koyulur.

Yazının başlığı Türk Tarih Tezi ve Mu Kıtası fakat altında bambaşka şeyler yazıyor diye düşünüyorsunuz değil mi?
Konuyu internetten araştırmak isteyen genç arkadaşlarımıza bir abla ya da arkadaş tavsiyesi niteliğinde bir giriş yapmak istedim. Çünkü karşılarına bilimsel bilgiden çok bu yazdıklarım çıkacak. Haftaya Tahsin Mayatepek’in raporları ile devam edeceğim. Cumhuriyet Devrimi’mizi komplo teorileri ve safsatalarla doldurmak isteyenlere karşı asla aklımızdan çıkartmamamız gereken bir sözle tamamlayalım bu haftayı.
"Dünyada her şey için; medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir" 
(Mustafa Kemal Atatürk)



 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi