Bu yıl Çanakkale Zaferi’nin 109. yıl dönümünü kutluyoruz. Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Paylaşım Savaşı sırasında Çanakkale Boğazı ve çevresinde yaklaşık bir yıl süren kara ve deniz savaşlarıdır.

Savaş, İngiliz ve Fransızların “çelik kalelerden” oluşan donanmasının Kasım 1914’te Çanakkale Boğazı’na saldırıya geçmesiyle başladı. Hedefleri; Çanakkale Boğazı’nı geçip İstanbul’u işgal ederek “hasta adam” Osmanlı Devleti'ni savaş dışı bırakmak, Rus Çarlığı’na yardım etmekti. Ama işler umdukları gibi gitmedi.
Aylarca uğraşmalarına rağmen başarılı olamayan “dünyanın en güçlü donanması”, 18 Mart 1915 sabahı yaptığı saldırıda, tarihlerindeki en büyük yenilgilerinden birini aldı ve geri çekilmek zorunda kaldı.
Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyeceklerini anlayan sömürgeciler, bu kez 25 Nisan’da, Avustralya’dan, Yeni Zelanda’dan, Hindistan’dan getirdikleri binlerce askerle Gelibolu Yarımadası’na karadan yüklendiler. Çoğu Müslüman bu askerler kimlerle niçin savaştıklarını bile bilmiyorlardı.

Seddülbahir, Conkbayırı, Arıburnu ve Anafartalar’da çok şiddetli çatışmalar oldu. Bu kez karşılarında “Mustafa Kemal ve Askerleri” vardı…

Ne deniz ne de kara savaşlarıyla Çanakkale Boğazı’nı geçemeyen saldırganlar Ocak 1916’da gemilerine binip gittiler.
KURTULUŞ SAVAŞI’NIN ÖNCÜ ATEŞİ...

Çanakkale Muharebelerinin sonunda, beklediği yardımı alamayan Rusya’da Çarlık yıkıldı ve Rusya savaştan çekildi. Eğer İtilaf Devletleri, Çanakkale Boğazı’nı geçebilseydi, İstanbul’u işgal etmekle yetinmeyecek; Karadeniz’e çıkarak Rus Çarı’na yardım edecekler, 1917 Devrimi’ni engellemiş olacaklardı. (Bu durumda Anadolu’nun Kurtuluş Savaşı sürecindeki antiemperyalist direnişine hiçbir dış yardım gelemeyecekti.)

Çanakkale’deki inanılmaz vatan savunması dört yıl sonra başlayacak olan Kurtuluş Savaşı’nın kazanılabileceği duygusunu geliştirdi.

Anadolu insanı, Kurtuluş Savaşı’nın lideri olarak Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa’yı tanıdı.
Çanakkale doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisi ile birlikte savaşan insanlarda vatan savunması bilincini güçlendirdi, ümmetten millete” geçişin başlangıç noktasını oluşturdu.

EMPERYALİZMİN KABUSU!..

Çanakkale Muharebeleri, emperyalizm açısından bir kabusa dönüşmüştür. Çünkü, İngiltere ve Fransa’nın yenilgisi, sömürülen mazlum milletlerin bağımsızlık yolunda cesaretlenmelerine neden oldu. Bu yüzden emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e düşmanlıkları Çanakkale’de başlamıştır.

Son yıllarda bazı çevreler, 18 Mart Çanakkale Zaferi törenlerinde Mustafa Kemal’in adını anmaktan ısrarla kaçınıyorlar. Törenlerde yapılan bazı konuşmalarda, tüm muharebenin 18 Mart günü yapılan çatışmadan ibaret olduğu vurgulanıyor. Aynı kişiler, aziz şehitlerimizden söz ederken bile Gelibolu Yarımadası’ndaki kara savaşlarına hiç değinmiyorlar. Çünkü karadaki savaşlara geçince Mustafa Kemal’den söz etmek zorunda kalacaklarını çok iyi biliyorlar.

Çanakkale deniz ve kara savaşlarını birbirinden ayırarak incelemek doğru olmaz. Her iki savaş iç içedir ve biri diğerinin tamamlayıcısıdır.

Eğer; Gelibolu Yarımadasındaki kara muharebelerinde, Mustafa Kemal’in liderlik vasfı ve askeri dehası ile Mehmetçiklerin kahramanlığı olmasaydı; 18 Mart Deniz Zaferi’nin anlamı kalmaz, Çanakkale Savaşı kısa sürede kaybedilirdi. Bu nedenle; Mustafa Kemal’i yok sayarak Çanakkale’yi anlatmaya ve yazmaya kalkmak tarihi gerçeklerin üzerini örtmeye çalışmaktır.
Çanakkale Zaferi’nin 109. yıl dönümü ve Şehitler Günü vesilesiyle, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan topraklarının korunması için mücadele edenleri, canlarını veren aziz şehitlerimizi minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz…