Yoksulluk unutturur.
Cehalet unutturur.
Yasaklar unutturur.
*
Aç bırakılan, cahil bırakılan, yasaklarla korkutulan toplumlar ne demokrasi için ne insan hakları için ne bağımsızlık için ne de özgürlükler için mücadele ederler.
Böyle toplumların tek derdi, fiziksel ve aynı zamanda içgüdüsel ihtiyaç olan beslenme ihtiyacını karşılayabilmektir.
Karnı doymayan, eğitimsiz bırakılan ve her türlü enstrümanla korkutulan toplumlar, bakın iddiayla söylüyorum, düşünemezler bile!
*
Ne zaman ki karnı doydu, komadan çıkar, gözünü açmaya başlar.
Sonra olayları izler, inceler, okur, cehalet gömleğini üzerinden sıyırmaya başlar.
Hemen ardından cesaretlenir, korkularının üzerine gider, korkulacak bir şey olmadığını, gücün örgütlü toplumda bulunduğunu görmeye başlar.
Ve artık hazırdır; haksızlık varsa, hukuksuzluk varsa, adaletsizlik varsa karşısına dikilir.
*
Maalesef bizi, öylesine ağır bir komaya soktular ki, gözümüz inanın hiçbir şey görmüyor.
Aç bıraktılar! Türkiye’nin büyük çoğunluğunu ya açlık sınırının ya da yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm ettiler.
Milli eğitimi yozlaştırmak suretiyle cehaleti zerk ettiler.
Her an sopa göstererek korkuttular, baskı altına alarak sindirdiler.
*
Evet, maalesef, millet olarak komadayız!
Yaşadıklarımızı hemen unutuyor ve bir daha hatırlamıyoruz.
*
Tam da bu nedenle rahat rahat at koşturuyorlar.
Canları ne isterse yapıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki komaya soktukları toplum ses çıkaramayacak.
Ve yarın, dün hiçbir şey yaşanmamış gibi her olumsuzluk unutulacak.
*
Bakın, neler olmadı ki bu ülkede?
Neleri unutmadık ki biz?
Ergenekon
Balyoz
Anayasa referandumu
Çözüm süreci
Gezi Olayları
Başbakan Davutoğlu’nun zorunlu istifası
1 Kasım seçimleri öncesi gerçekleşen saldırılar
Gar katliamı
7 Şubat MİT krizi
15 Temmuz hain darbe girişimi
Kayyum atamaları
Parti genel başkanlarını tutuklama
Başımızı kaldırmaya müsaade etmeyen ekonomik krizler
Ve daha pek çok şey…
*
Unuttuk!
Hatırlamıyoruz.
Komadayız, ara sıra uyanıyoruz, hayal meyal bir şeyler görüyoruz, sonrası yok.
Unuttuk gitti.
Yoksa hiç yaşamamış mıydık?
Rüya mı görüyorduk?
*
İktidardakiler bu garabet vaziyeti çok iyi biliyorlar.
Ne yaparlarsa yapsınlar, toplumun örgütlü ses çıkarmayacağından eminler!
*
Öyle ki, son aylarla seçilmiş belediye başkanları tutuklandılar.
Belediyelere kayyumlar atandı.
Ekonomik darboğaz aldı başını gitti.
Fakat toplumda yaprak kımıldamıyor, çıt yok, Allah için bir nefes belirtisi yok.
*
Ve daha yeni, Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olamasın diye, adamın 30 yıllık diploması iptal edildi.
Yetmedi, hem yolsuzluk hem terör suçlamasıyla gözaltına alındı.
*
Ne oldu?
Ortalık biraz kıpırdandı, hepsi bu kadar.
Kıpırdayanlar da muhalefet partileri ile üyeleri.
Onun dışında toplumsal bir ‘demokratik refleks’ yok.
Tek başına partiler yetmez!
*
İşte, dediğim gibi, iktidardakiler, toplumun koma haline, unutma haline güveniyorlar.
Diyorlar ki: Komadalar, ya görürler ya görmezler; kıyıdan köşeden görenler de unutup giderler.
*
Endişem odur ki, Ekrem İmamoğlu tutuklanır ve siyaset yapamaz hale gelir.
Kimse görmez.
Kimse görmeyince, işin içinde terör suçlaması olduğu için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanır.
Kimse duymaz.
Kimse duymayınca, Cumhuriyet Halk Partisi’nin son kurultayı gerekçe gösterilerek, partiye kayyum atanır.
Kimse uyanmaz.
Kimse uyanmayınca sıra Mansur Yavaş’a gelir.
*
Ve bu yaşananlar da unutulunca…
Sıra Türkiye’ye gelir.
Hemen gelir.
*
Bir bakmışsınız muhalefetsiz Türkiye!