23 Mart tarihi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) için tarihi bir dönüm noktası olma özelliği taşıyor.
Parti, bu tarihte cumhurbaşkanlığı adayını belirlemek üzere ön seçime gidecek. Halihazırda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tek aday adayı olarak bu sürece katılacakken, son günlerde gelişen olaylar, siyasetin dinamiklerini bir hayli sarstı.
İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için şart olan üniversite mezunu olma koşulunun diplomasının kamuoyunun vicdanını yaralayıcı bir şekilde iptal edilmesi, birçok kesimde endişelere yol açtı. Bunun yanı sıra, ağır suçlamalar altında evinden gözaltına alınması, sadece İmamoğlu’nun değil, Türk demokrasisinin de sınandığı bir dönemi başlattı. Bu gelişmeler, toplumda derin bir infial yaratırken, CHP’nin doğal ve demokratik bir yanıt vermesi gerektiği açıkça ortada.
CHP, bu gelişmeler karşısında İmamoğlu’na destek verme kararı aldı. Ancak sadece bu destekle kalmayıp, aynı zamanda siyasi rekabeti demokrasi çerçevesinde tutma adına 23 Mart’taki ön seçimde iki ayrı sandık kurma kararı aldı. Birincisi, parti üyelerinin oy kullanacağı geleneksel sandık; ikincisi ise, bu duruma tepki göstermek ve dayanışmayı güçlendirmek isteyen herkesin katılabileceği “dayanışma sandığı.” Bu yaratıcı yaklaşım, CHP’nin zorluklar karşısında nasıl bir tutum sergilediğinin ve demokratik değerleri koruma konusundaki kararlılığının bir göstergesi.
Bu süreç, yalnızca CHP ve İmamoğlu için değil, tüm Türkiye için bir dönüm noktası. Seçmenler, sadece bir adayın geleceğini değil, aynı zamanda demokrasinin nasıl işlemesi gerektiğini de oylayacaklar. İmamoğlu’nun yaşadığı bu zorluklar, parti içinde ve dışında geniş bir etki yaratarak, demokrasiye olan inancı yeniden pekiştirebilir. Herkesin oy kullanabileceği dayanışma sandığı, vatandaşların karar alma süreçlerine aktif katılımını teşvik edecek ve siyasi rekabetin doğallığına vurgu yapacak.
Bu durum, CHP’nin içinde bulunduğu kritik dönemin aynı zamanda kendi varlık sebebiyle de yüzleşmesini gerektiriyor. Parti, İmamoğlu aracılığıyla hem geçmişin zorluklarını aşmaya çalışırken hem de geleceğine dair umutlarını yeniden yeşertmek için önemli adımlar atmalı. Toplumun değişen taleplerine yanıt vermek ve adalet arayışını sürdürmek, CHP’nin en önemli hedefleri olmalı.
Sonuç olarak, İmamoğlu’nun yaşadığı zorluklar ve CHP’nin demokrasiye dair attığı adımlar, Türkiye’nin gelecek vizyonu açısından büyük önem arz ediyor. 23 Mart’ta kurulacak iki ayrı sandık, yalnızca bir seçim değil, aynı zamanda demokrasiye ve adalete dönük bir meydan okuma anlamına geliyor. Bu süreçte, vatandaşların seslerinin dikkate alınması, ülkenin geleceği açısından kritik bir öneme sahip. Hep birlikte, demokrasi adına nasıl bir duruş sergileyeceğimizi görmek için bu tarihi süreci izleyeceğiz.
***
ESKİŞEHİR’İN SEVGİ MASALI
Dün Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, şehrin köklü değerlerinden Ali Amca ve İsmihan Teyze’yi ziyaret etti. Bu özel buluşma, yılların emek ve sevgiyle şekillendirdiği bir hayatı kutlamak içindi. Vali Aksoy, bu anlamlı ziyarette, 102 yaşında olan Ali Amca ile 87 yaşındaki İsmihan Teyze’nin yaşama sevinci ve birlikte geçirdikleri 71 yılın önemini tüm Türkiye’ye göstermeye çalıştı. Bu tür ziyaretler, bizlere toplumsal değerlerimizin ve insan ilişkilerinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Eskişehir’in kalbinde yer edinen bu çiftin hikâyesi, zamana direnen ve sevgiyle yoğrulmuş bir yolculuğa işaret ediyor. Onların etkileyici yaşamları, günümüzdeki ilişkiler açısından bizlere çok şey anlatıyor...
Eskişehir’in göbeğinde, bir ömür boyu birbirlerine eşlik eden iki yürek: Ali Amca ve İsmihan Teyze. Vali Hüseyin Aksoy’un onurlandırdığı bu değerli çifti anlatan hikâyeleri, günümüz ilişkilerine ışık tutuyor ve sevginin gücünü yeniden düşündürüyor.
Cumhuriyet’le yaşıt olan Ali Amca, yaşantısıyla ‘eski ama eskimeyen’ unvanını hak etmiş. 102 yıllık hayatına sığdırdığı sayısız deneyim, onu bir bilge haline getirirken, 87 yaşındaki İsmihan Teyze, sevgi dolu gülümsemesi ve sabrıyla bu bilgenin en büyük destekçisi olmuş.
71 yıllık evlilik, günümüzde giderek nadirleşen bir yaşam boyu ortaklığın simgesi. Zira, modern dünyada birçok ilişki sorunlarla boğuşurken, Ali Amca ve İsmihan Teyze’nin hikâyesi zamana direnen bir aşkı anlatıyor. Nedir bu başarılarının sırrı? Sevgi, saygı ve sabır üçlüsünün hayatlarındaki vazgeçilmez önemi.
Ali Amca ve İsmihan Teyze, bizlere şunu öğretiyor: Sevgi, sadece kelimelerde değil, küçük jestlerde, paylaşılan anılarda ve atlatılan zorluklarda saklı. Onların yaşamı, aşka ve ortaklıklara dair modern algılara karşı güçlü bir savunma niteliğinde.
Toplum olarak kendimize sormamız gereken soru şu: Biz, kendimizin ve sevdiklerimizin mutluluğu için ne kadar emek harcıyoruz? Ali Amca ve İsmihan Teyze’den esinlenerek, ilişkilerimizi nasıl daha anlamlı hale getirebiliriz?
Gelin, bu iki güzel insanın hikâyesini kulağımıza küpe yapalım. Sevdiklerimizle daha fazla vakit geçirelim, sabır gösterelim ve sevgimizi her an ifade edelim. Zira, hayat yolculuğumuzun sonunda geriye kalan yegâne şey, paylaştığımız sevgi ve bıraktığımız izler olacak.
Bu yüzden onlara birer Maşallah diyelim…