Bayramlar, geleneksel olarak sevdiklerimizle bir araya gelme, eski dostlukları tazeleme ve kaynaşma zamanlarıdır.

Ancak bu yıl Eskişehir’de bayram, esnaf için eski neşe ve hareketliliğini pek de yansıtmıyordu. Bayramın birinci günü dükkanların kapalı olması, yılların alışkanlığı ve kültürel bir normdur; geçmişten bu yana, esnaf aileleriyle zaman geçirir, ziyaretlerini gerçekleştirir. Ama ikinci ve üçüncü günde de birçok dükkân kapalı kaldı ve bu durum, yerel ekonomide hissedilir bir boşluğa neden oldu.

Kentin sokaklarında dolaşıldığında görülen manzara, bayram coşkusunun ekonomik yansımasının tam tersi yönde geliştiğini gözler önüne seriyordu. Alışverişe gelenler, çoğunlukla kapalı kapılarla karşılaştı; bu da alışveriş yapma niyetindeki birçok kişinin hayal kırıklığına uğramasına sebep oldu. Kentin yerlisi kadar dışarıdan gelen turistler de bu durumdan olumsuz etkilendi.

Eskişehir, son yıllarda Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden biri haline geldi. Yıl boyunca düzenlenen çeşitli festivaller, öğrenci kenti kimliği ve doğal güzellikleri, şehre yoğun bir ziyaretçi akını sağlıyor. Ancak bayram günlerinde, bu potansiyele rağmen yaşanan esnaf hareketliliğinin eksikliği, turizm ekonomisinin sürdürülebilirliğini de zora soktu.

Kapalı esnaf, yerel ekonomiyi sekteye uğrattığı kadar, esnafların kendileri için de zarar hanesine yazıldı. Normalde bayramların, tatilci ve ziyaretçilerin harcamalarıyla ticaret hacmini artırması beklenirken, birçok esnafın bu fırsatı değerlendirememesi ekonomik bir kayıp olarak üstü örtülemeyecek kadar net bir problem olarak önümüzde duruyor.

Turizm, bir bölgenin ekonomik refahına ciddi katkılar sağlayabilir. Bayram dönemlerinde artan turist yoğunluğu, hem yerel işletmelerin hem de diğer turizm bileşenlerinin hareketliliği artırması beklenen bir faktördür. Ancak esnafın kapalı olması, hem turistlerin hem de yerel halkın beklentilerini karşılamaktan uzak kaldı. Bu da bayramlar gibi yoğun potansiyelin olduğu dönemlerde, ekonomik kaybın daha da derinden hissedilmesine neden oldu.

Eskişehir'in bu durumu, sosyal ve ekonomik bir dengeleme ihtiyacını gün yüzüne çıkardı. Bayramın ruhuna uygun olarak, halkın kendi özel günlerinde dinlenmesi elbette önemlidir. Ancak yerel yönetimler ve esnaf odaları, turizm potansiyelini daha verimli değerlendirebilecek stratejiler geliştirmelidir. Özellikle bayram gibi dönemlerde, kenti ziyaret edenlerin ihtiyaçlarını karşılamak, ekonominin canlı kalmasını sağlamak için yeni düzenlemeler ve teşvikler uygulanabilir.

Sonuç olarak, Eskişehir’de bu yıl gözlemlenen bayram sonrası ekonomik durgunluk, bayram döneminin uzun vadede yerel esnaf ve genel ekonomi üzerindeki önemini bir kez daha hatırlattı. Herkesin kazandığı, herkesin memnun kaldığı bir bayram dönemini inşa etmek, hem esnafın hem de ziyaretçilerin yüzünü güldürecektir. Kim bilir, belki bir sonraki bayramda Eskişehir, tam kapasiteyle hem kültürel zenginliğini hem de ekonomik canlılığını gösterecektir.

**

TRAMVAYLARDA OTİZM FARKINDALIĞI

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği özel etkinlik, şehrin sosyal hayatına değerli bir katkı sağladı. Otizmli bireylerin tramvaylarda bilet kontrol görevlisi olarak görevlendirilmesi, hem bu bireylerin toplumsal hayatta daha fazla yer bulmalarını sağladı hem de toplumun otizme dair farkındalığını artıran anlamlı bir proje olarak öne çıktı.

Etkinliğe katılan otizmli bireyler Ayşe Aydoğ, Said Bedri Doğan ve Burak Çakır, verdiği hizmetle yalnızca günlük yaşamın bir parçası olmakla kalmadı, aynı zamanda kendi potansiyellerini de ortaya koymuş oldular. Bilet kontrol görevlisi olarak tramvaylarda geçirdikleri zaman, onların hem eğitim alma fırsatlarını pekiştirdi hem de kendilerini ifade etme konusunda önemli bir adım atmalarına vesile oldu. Bu tür deneyimler, bireylerin topluma entegrasyonunu kolaylaştırmanın yanı sıra onların kendine güven duygularını da pekiştiriyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın Engelli Hizmetleri Birimi’nin bu tür etkinlikleri düzenlemesi, engelli bireylerin toplumda görünürlüğünü artırmak adına büyük bir önem taşıyor. Engelli bireylerin, topluma katkıda bulunabilecekleri alanların oluşturulması, sadece onların hayat kalitesini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumun diğer kesimlerine de hoşgörü ve anlayış gösterme fırsatı sunuyor. Bilge Çevik’in belirttiği gibi, “Engelli vatandaşlarımızın topluma ve çalışma hayatına kazandırılması” amacı bu tür projelerle büyük bir ivme kazanıyor.

Said Bedri Doğan’ın heyecanı, bu tür aktivitelerin ruhunu da özetliyor; sadece bir günlüğüne de olsa, bir iş yapmanın verdiği tatmin duygusu, engelli bireylerin iş gücünün fark edilmesi açısından çok kıymetli. Ayşe Aydoğ ve Burak Çakır’ın mutlulukları, topluma verilecek olan mesajın daha iyi anlaşılmasına yardımcı olurken, şehirdeki otizm farkındalığını artırmaya olan katkıları da göz ardı edilemez.

Bu etkinlik, sadece engelli bireyler için değil, aynı zamanda genel toplum için bir farkındalık oluşturma amacını taşıyor. Toplumun her kesiminin bu tür olaylara duyarlı olması, engelli bireylerin sosyal hayat içerisinde daha fazla yer bulmasına yardımcı olacaktır. Hoşgörü ve anlayışın arttığı bir toplumda, herkesin birbirine saygı gösterdiği ve destek olduğu bir yaşam ortamı oluşturmak mümkündür.

Sonuç olarak, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği bu anlamlı etkinlik, sadece 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ne özel bir kutlama değil, aynı zamanda engelli bireylerin sosyal hayatta daha görünür olmalarının ve topluma entegre olmasının ne kadar önemli olduğunu gösteren özel bir örnek olmuştur. Bu tür çalışmaların artarak devam etmesi, hem otizmli bireylerin hayat kalitesini artıracak hem de toplumsal farkındalığın güçlenmesine katkıda bulunacaktır. Toplumun her bireyinin bu sürecin bir parçası olduğunun altını çizmek, gelecekte daha kapsayıcı ve anlayışlı bir topluma giden yolda önemli bir adımdır.